
Çayından bir yudum daha aldı bu manzarayı görmeyeli ne kadar uzun zaman olduğunu düşündü birdenbire, deniz, güneş herzamanki silüetti karşısında duran ama ya ayrıntılar..... Ahh, bu memleket! diye içinden geçirdi, ayrıntılar hep atlanan bu ayrıntılar yüzünden oluyordu herşey..... Boğazın Prensesi Kiz Kulesi yerinde duruyordu ama melankolik, yalnız, heran uçacakmış gibi duran, ulaşılmaz o beyaz gelin yerini, demirlerle örülmüş, prangalanmış, ancak çirkin ellerin uzanabildiği, içerden çatal bıçak tıkırtılarının, mutfak gürültüsünün geldiği bir dağ evine bırakmıştı. Bir an içinin acıdığını hissetti herşeyi bırakıp uzaklara gittiğinde dönüşte burayı böyle bulacağını hiç ummamıştı... Herşey daha da güzel olacatı oysa, hayatının farklılaşacağını biliyordu ama, herşeyin daha iyiye gideceğini düşünmüştü gençliğin verdiği saflık ve hayallerle ...... Zaman içine kemirgen kurtları yerleştirmişti, artık onları atmak için çok geçti büyüyü birkez bozup birinin içine girmesine izin vermeseydi bukadar büyüyemezlerdi biliyordu ama büyü bozulmuştu! Artik Hayat soru işaretleriyle dolu bir karmaşa değil, manzaranın hep aynı olduğu bir yola benzeyecekti, hapishanede volta atmak gibi hep aynı yerde yürüdüğün ama özgürlüğü hayal ettiğin gibi....
BURCU KAPTAN NİSAN 2000