
Deniz Amatörleri'nin uğrak limanı
Sayfa tasarımı, içerik ve uygulama: Habib Atınç
DENİZİ ve DENİZCİLİĞİ SEVEN AMATÖRLERE MERHABA..!
Amatörce hazırlamakta olduğum sayfamı
ziyaret ettiğiniz için teşekkür ederim. Ben, 1955 İstanbul
doğumluyum. 1974 Meslek Lisesi, 1980 Güzel Sanatlar Fakültesi
mezunuyum. Hobilerim: Denizcilik, yelkencilik, dalış,
elektronik, mekanik, motor, muhtelif zenaatler, plastik
ve görsel sanatların tümü. Fobilerim de var
tabii..! Örneğin; Çok para, geniş sosyal çevre, büyük
şehirlerde yaşamak (maalesef İstanbul'da yaşıyorum),
kahveye,kafeye gitmek vs..vs... Aşağıda, hurdaya ayrılmış
bir gemi filikasından güzel bir yata dönüşen Aşina'nın
yıllar sonra tekrar denizlere kavuşması öyküsünü
bulacaksınız. Tasarımı bana ait olan ve çok ucuza
yapılabilen yelken sarma sistemine atölye
bölümünden ulaşabilirsiniz. Ayrıca, sayfamda,
küçük bir bot imalatını izleyebilirsiniz. Bunların
yanısıra yine çok kısıtlı zaman aralıklarında
tek başına profesyonel bir projeye uyarak yaptığım, 6 metre bir
yelkenlinin yapımını ve tüm yapım aşamalarını
Tersane bölümünde anlatmaya çalıştım. FAİK'İN YELKENLİSİ Bu sefer, Yıl 1968. Dayıoğlu Faik,
yedinci kat terasında çıtalardan ve brandadan bir kano yapıyor.
O, projeyi yönetiyor, biz kardeşi Bülent ile ona yardım
ediyoruz. Yüzlerce raptiye ile brandalaları tutturuyoruz. Üzerlerine
macun sürüp, çıtalarla çeviriyoruz. Büyük başarıyla
biten tekne, kritik manevralarla merdivenlerden indiriliyor, Ataköy
plajında ilk deneme seferlerine başlıyor. Sonraki yıllarda,
eksikleri tamamlanıp Tekirdağ'a götürülüyor. Nereden aklımıza
geliyorsa, onu bir yelkenli yapmaya karar veriyoruz. Süpürge
sopasından direk, inşaat naylonundan yelkenler yapıyoruz. Açıklara
sürüklenip, kürekle dönmek zorunda kalınca, salma ihtiyacı
doğuyor. Salma için düz bir tahta bulamayınca, bitkiler için
ayrılmış 40 çıtayı 120 vidayla birbirine tuturuyoruz. Tabii
dayımdan da fırçayı yiyoruz. Daha sonra direk, 4 metreye çıkarılıyor.
Tekneyi 5 dakika devirmeden gezen, rekor kırmış oluyor. Ertesi
sene Faik, tekneyi revizyona alıyor. Genişletip ciddi bir salma
ve bez yelkenler yapıyor. Artık Tekirdağ sahillerinin ilk
yelkenlisi hazır. Herkes bizi, Faik'in yelkenlisinden tanıyor.
O tekneyle senelerce geziyoruz. Artık tekne iyice eskidiğinde,
çevreci bir zihniyetle(!) balıklara yuva (tavalara balık)
olması için açıklarda batırıyoruz. Bize, ilk yelken zevkini
aşılayan bu muhteşem tekne hiç unutulur mu?.. Çocukların
çıta ve brandadan yaptıkları bu tekne, karbon-kevlar'dan hazır
alınmış bir "marka" tekneye değişilir mi?... Düşünmek
lazım..! O yıllarda?.. Not: Ön yelken sarma
sistemim, yabancı ülkelerdeki bazı deniz amatörlerinin de
ilgisini toplayınca, İsrail'den Gilad Barak ve Türk asıllı
babası Zeki Berk metni olduğu gibi İngilizceye çevirmek istediler.
Onların teşvikleri ile ben de bu metni detaylı bir teknik çizimle
destekledim. Kendileri bu başarılı çeviriyi tamamen amatör
bir zihniyetle hazırladılar. Gilad ile defalarca yazıştık,
"70 lik (Rakı) "nın ne anlama geldiğinden, Türkçe
denizcilik terimlerine kadar her şeyi sordu. Hem de benim zayıf
İngilizceme katlanarak..... İlgilenirseniz buyrun... ROLLER-FURLING SYSTEM (English version) Bu çabalarından dolayı kendilerine teşekkür
ediyorum. Yapıştırmak istediğiniz yüzeyler
arasında Japon'un kurumadığı, su gibi kalıp işinizi bozduğu
zamanlar olmuştur. Hele parçaları elinizle preslemek gibi bir
işlem de gerekiyorsa oldukça zorlanırsınız. Yapıştı
zannettiğiniz an, bakarsınız ki Japon yine su gibi...! Bu
durumda bir çözüm var... Taşan yapıştırıcı damlacıkları
üzerine sigara külü koyun. Hemen donduğunu göreceksiniz.
Bu yöntem boşlukların doldurulmasında da iyi sonuç veriyor.
Parçalar arasındaki boşluğa Japon dökün, sigara külünü
de bir tornavida ile deliğe sıkıştırın. İşlemi birkaç
kere tekrarlayın. Sonra isterseniz zımpara ile düzeltebilirsiniz.
Aman ellere dikkat..! Kızkulesi nedense beni çok
etkiler. Küçüklüğümde onu hep gemi sanmışımdır. Sanki
bir gün hareket edip, ufuklarda kaybolacak gibi bir hali vardır.
Burcu arkadaşımız, o geminin çoktan demir alıp gittiğini,
umutlarımızı ve özlemlerimizi de beraberinde götürdüğünü
ifade ediyor. Özgün, alışılmışın dışında ve ilginç
yazı tarzıyla... Burcu Kaptan'ın teknesiyle gelin kısa bir tur atalım.
Marmara'ya yelken açalım...
Amatör yöntemlerle
ve işten arta kalan zamanlarda yaptığım, 2,10 m. boyundaki kontraplak
botun tasarım ve imalat aşamalarını, fotograflar eşliğinde
buradan izleyebilirsiniz. Soldaki
resmi tıklarsanızİskandil botunun inşaatına gidersiniz.
Yıl 1969 resimdeki çocuk
Marmara'nın billur sularında, (Latin yelken armalı) sandalı
ile denizin tadını çıkartıyor. Yıllar sonra o suların
kahverengiye dönüşeceğini, kıyıda bir duvar gibi yükselen
beton binaların, yeşili ve gökyüzünü kapatırcasına
birbirleri ile yarışacağını, çeşit çeşit balıkların,
artık bu sularda görülemeyeceğini, Eyüp Reis'lerin, Hulusi
Baba'ların, Hüsnü Amca'ların, usulca ortalardan kaybolacaklarını
nereden bilebilirdi ki?.. Aradan uzun yıllar geçti... Resimdeki
çocuk şimdi, 50 sine geldi ama... O, galiba biraz çocuk
olarak kaldı... Birgün, yolunuz oralardan geçerse, belki yine yelken basmıştır
ufuklara. Denizde, mutlu ve umutludur. Tepesinde martılar, kafasında kavak yeli misali binbir türlü projesi ile...

Tek başına denizde gezmeyi kimse sevmez...
Ama ben seviyorum... Olur ya, kime ne ..! Civadralı
bir teknede flok açmanın zorluğunu geçtiğimiz senelerde
gördüm... Dümeni bırak, baş üstüne yüzükoyun kapaklan,
kilitleri tek tek istralyaya geçir... Mandar ipini çekerken
teknenin kendi kendine yaptığı manevraları kolla... Sağından,
solundan geçen motoryatların şaşkın bakışlarına aldırma...
İskotaların yüzünü kamçılamasına göz yum... "Zor iş"
dedim ve bir Ön Yelken Sarma Sistemi aradım. 1000 dolar'dan aşağıya'da
bulamadım. "?...!" diyerek aldım kalemi elime, gaz
lambasını yaktım, kamaranın tabanına oturdum, başladım
düşünmeye... Yanda gördüğünüzü çizmişim (Leonardo'ya
inat..!)... Cumartesi, krom hurdacılarına gidip, elimde
kumpasla biraz dolaştım... Bir de ucuzundan çanta tipi kaynak
makinası aldım... Neredeyse bedavaya malolacak ROLLER'i
yaptım. Başüstüne gitmeye bile gerek kalmıyor. Sadece
havuzluktan bir ipi çözüyorsunuz, iskotayı çekerken o ipi
salıyorsunuz, o kadar... Sert havalarda, eğer orsaya girmek
gerekmiyorsa cenova'yı yarım bile açabiliyorsunuz. İlgilenirseniz,
buyrun,
burada..!
JAPON
YAPIŞTIRICI ve SİGARA KÜLÜ